| 03 Ağustos 2017

Günlerdir paylaşım yapmıyorsun gittiğin yerlerden diye sitem etti bir tanıdığım. Haklı, yapmıyorum. Yapmak istemediğimden değil, aklıma gelmediğinden. Meşgulüm, manzara seyrediyorum, kumden kale yapıyorum, mısır yiyorum, kitap okuyorum (En son Nermin Yıldırım'ın Rüyalar Anlatılmaz isimli kitabını okudum, oldukça etkiedi beni). Özetle, anı yaşıyorum. Ama elime telefonu alınca sosyal medyayı sorguluyorum. Herkesin harika bikinilerle sanki bir moda çekimindeymiş gibi verdikleri pozları görünce ve bir de kendime bakınca boş ver diyorum, koyma fotoğraf. Seyahat foroğraflarına bakınca millet nerelerde geziyor yahu diyorum. Mükemmel hayatlar, mükemmel seyahatler, yemekler, vücutlar, aile yaşantıları ile dolu burası. İnsana kendini biraz eksik, biraz hüzünlü hissettirebiliyor. Yapmak istediklerimiz, olmak istediklerimizi görüp olduğumuz yere bakınca kendimizi nasıl da acımasızca eleştiriyoruz!!! Bu yüzden kendimize hatırlatmamız gereken en önemli şey aslında bu perdenin arkası da olduğu. Kimsenin hayatı mükemmel değil, biz sadece o hayatlardan özenle seçilmiş kareleri görüyoruz. Kimse en yorgun, en bakımsız ya da en zor zamanlarını burada paylaşmak istemiyor. Haklılar da. Ama paylaşılmıyor olması bizim dışımızdaher hayatın harika gittiğinin bir göstergesi değil. Bu sebeple sosyal medyayı ilham almak, yeni şeyler öğrenmek (yemek tarifi ile yoga bu ara en çok ilgimi çekenler) ve dostlarımı takip etmek için kullanıyorum. Kimi dünyayı geziyor, kimi işini büyütüyor. Ne zaman kendime haksızlık edecek olsam bunu hatırlatıyorum. Buyrun bu da az önce denizden çıkmış, suda bol bol oyun oynamış, su tabancasıyla savaşı kazanmış en doğal halim! Siz nasılsınız sosyal medya ile? Siz de kendinizi acımasızca eleştiriyor musunuz? En çok hangi hesapları takip ediyorsunuz?

Instagram @ozgelokmanhekim